Ayşeyle,
Hayata dair küçük tatlar...

24 Şubat 2011 Perşembe

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır


Geçen gün dostlarımız geldi ta Almanyalardan.Tatile gelmişler,  bir otelde kalıyorlar,  bizi de ziyarete geldiler. Her sene Türkiye'yi kış aylarında ziyaret ediyorlar. Bizim tanıdığımız aile dostumuz 80 yaşında, karısını geçen sene kaybetti. Bu sene kızkardeşi ve onun eşiyle birlikte  geldi. Yaşgünü imiş, kardeşim haber verdi hemen bir yaşpasta ve poğaça yaptım.  Almanların vazgeçemediği filtre kahvenin nefis tadı ve kokusu eşliğinde çok güzel vakit geçirdik.
Ben Almanca konuşamam.Kardeşimin tercümesi eşliğinde birbirimizle konuşuruz. Doğrusu çok fazla konuşup muhabbet edemeyiz ama birlikte geçirdiğimiz zamanlarda birbirimizin dilini çok iyi anlarız gibi hissederiz kendimizi. Dillerimizi bilmememize rağmen ben onlara çocukların albümlerini gösteririm, oğlum piyano çalar onu dinleriz, onlar otellerindeki garsonun  yapmayı öğrettiği ayakkabı şeklinde peçete katlamasını bize öğretirler.
Vakit gelip gittiklerinde geriye kalan kirlenmiş tabak ve bardaklardan başka,  dillerini anlamasan bile uzaklardan gelen insanlarla geçirdiğin hoş dakikaların sende bıraktığı keyif ve huzur vardır.
E boşuna dememişler 'Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır'diye. Gerçi bunu Türk kahvesi için söylemişler ama olsun bizimki de filtre kahveydi o da olur herhalde.
Seneye buluşmak için sözleştik.  O zaman Türk kahvesi yapacağım söz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder