Ayşeyle,
Hayata dair küçük tatlar...

25 Şubat 2011 Cuma

Yağmur yağıyor






Dışarıda yağmur yağıyor. Bardaktan boşalırcasına, sanki herşeyi yıkamak ister gibi. Belki ağaçları, çiçekleri, caddeleri, arabaları, binaları yıkıyor ama, hafızamdaki birçok anıyı bana geri getiriyor.
Eşimle Ankara'da tanıştığımız günleri hatırlıyorum. Kış aylarında, yağmurlu, soğuk Ankara günlerinde onun küçük arabasıyla, beni çalıştığım otelden iş çıkışı almaya gelişlerini anımsıyorum. Onu gördüğümde duyduğum mutluluk, heyecan, Ankara'nın salaş bir yerinde birlikte içtiğimiz bir çayın bize verdiği huzur.
Bu huzur, ona duyduğum sevgi, içimde yemek yemek, uyumak gibi temel bir ihtiyaç sanki. Hep var hep hissiyatımda mevcut.Bu duygu çocuklarımı gördüğümde, seslerini duyduğumda hissettiğim duyguyla çok benzeşmekte..
İyi ki o var, oğlum var, kızım var.
Saate bakıyorum oğlumun okuldan gelme vakti. Dışarı çıkıyorum şemsiyemi de almadan. Servisini beklerken oğlumun, yağmurun beni ıslatmasına izin veriyorum. Yağ yağmur beni de yıka. Tüm kötü anılarımı, başkalarına hissettiğim kötü duygularımı, endişelerimi, gelecek kaygılarımı al götür benden.Yenile beni. Aynı yeni doğmuş bir bebeğin saflığıyla başlayayım yarın uyandığımda hayatıma. Yeni umutlar, yeni sevgilerle.
Oğlumun anne diye seslendiğini duyuyorum. İçimi gene o huzur ve sevdiğini görmenin verdiği mutluluk kaplıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder