Bulaşıkları yıkıyordum evyenin arkasına düşen pencereden dışarısını seyrederken. Birden aklıma oğlum ve kızım geldi. İlk doğdukları anda huyu nasıldır nelerden hoşlanır bilmediğimiz halde hesapsızca bağrımıza bastığımız. Sonra yaşları 3 olur 5 olur sonra 19,20. Anlarız artık huyu nasıldır ne yemeyi sever ne içer. Biz de kimi zaman onlara kızar(Babası kılıklı bilmem kim huylu )diye söyleniriz hatta bazen de aynı benden almış huyunu diye düşünürüz. Ne bağlantısı varsa buradan şişe rakı ilişkisi geldi aklıma. Derler ya rakı şişede durduğu gibi durmaz. Bu çocuklar da anne rahminde durdukları gibi durmazlar. Orada son derece masum ,saf iken, doğduktan sonra türlü huylar, alışkanlıklar geliştirirler. Ama doğmuştur bir kere yapacak birşey yoktur artık. Kadere razı gelmekten başka.

Çocuklarınızdan çok çekiyor ancak onları çok da seviyor gibi konuşmuşsunuz :) Ancak ben resme çok takıldım. Çok estetik bir blogunuz var, çok hoşuma gitti. Lütfen yazmaya devam edin. =)
YanıtlaSilÇok seviyorum çocuklarımı fakat;yeni doğduklarında sadece beslenme ve uyuma ihtiyaçları varken ve çok masumken, sonradan ne çok huyları çıkıyor ortaya ve ne kadar çok ihtiyaçları oluyor.Bunları düşünürken yukarıdaki yazı oluştu.
YanıtlaSilGüzel sözleriniz için teşekkürler.